parallax background

Depresyon

Panik Atak & Panik Bozukluk
9 Aralık 2017

DEPRESYON NEDİR?

Kişinin duygu durumundaki bozulmadır. Depresyon yerine 'duygusal rahatsızlık', 'depresif bozukluk' terimi de sıklıkla kullanılmaktadır. Depresyonu yaşayan kişi, en az iki hafta boyunca devam eden isteksizlik, ilgisizlik, hayattan zevk almama, karamsarlık, iştahsızlık, sıkıntı, uykusuzluk ve keder duygularından yakınır.

DEPRESYON

Depresyon ve Depresyon Tedavisi; Kişide en az 15 gün ya da daha uzun süreden beri moral bozukluğu, ilgi kaybı, isteksizlik ya da zevk veren etkinliklerden artık zevk almıyor alınamıyor olması ana belirtilerdir. Depresyonlu kişiler kendilerini hüzünlü, kederli, umutsuz, sinirli, gergin, boşluktaymış ya da değersiz hissettiklerini söyleyebilirler.

Yaşamın anlamının yitirilmesi ile birlikte çaresizlik duyguları, değersizlik, kendini küçük görme, düşünce ve davranışlarda yavaşlama, iç sıkıntısı olabilmektedir. Moral bozukluğu çok olağan kabul edilebilecek üzüntü duygusundan çok daha farklıdır. Depresyonda olan kişiler çoğu kez bu hissi ‘ıstırap veren duygusal bir ağrı’ olarak belirtirler.

Depresyondaki hastaların hemen hepsi görevlerini yapmada zorluk doğuran, okulda ve işte başarısızlıkla sonuçlanan enerji azlığından ve yeni tasarılar kurmak için istek azlığından yakınır.Depresyon yaşayanların bir çoğunda uyku ve iştah sorunları vardır. Depresyon hastaları genellikle erken uyanırlar, gece sık sık uyanırlar ve sorunlarıyla ilgili olarak düşünce lere dalarlar. Çoğunda iştah azalması ve kilo kaybı vardır. Ancak bazı depresyon hastalarında iştah artması ve aşırı uyuma hali görülebilir. Adet bozuklukları ve cinsel ilgide azalma gibi belirtiler de olabilir.

Depresyon da sıkıntı hali (anksiyete), dikkati toparlayamama (konsantrasyon güçlüğü) ve dikkat azalması, karamsarlık, vücutta ağrılar, başağrısı, kendi kendini kınama, utanç ve suçluluk düşünceleri gibi belirtiler görülebilir.

Depresyondaki hastaların yaklaşık yarısından fazlası intihar etmeyi düşünür ve %10- 15’i intihar girişiminde bulunur. Çok ağır depresyonda hayaller görme, hayal ürünü sesler ve düşünceler görülebilir. O zaman bu duruma psikotik özelliklerin eşlik ettiği depresyon adı verilir.

İlk defa depresyon görülen hastalarda psikolojik faktörlerden önce fiziksel hastalıkların da altta yatabileceği unutulmamalıdır. Bazı ilaçlar ve hastalıklar (tiroid, vitamin ve mineral eksiklikleri, anemi, beyin tümörleri vb) depresyona yol açabilir.

DEPRESYON BELİRTİLERİ HEP AYNI YOĞUNLUKTA MI YAŞANIR?

Depresif belirtiler gün boyu aynı yoğunlukta kalmayabilir. Bazı kişiler sabah daha yoğun sıkıntı hissederler ve akşam üstüne doğru kendilerini daha iyi hissedebilirler. Eğer bu sırada hos bir olay olursa (ör:güzel bir haber gibi) karamsarlık bir süre için ortadan kalkabilir. Ama bu duygular gün içinde bazı zamanlarda ortadan kalksa da hergün hissedilmektedir.

DEPRESYON BELİRTİLERİ NELERDİR?

İsteksizlik, hayattan ve geçmişte sevilerek yapılan işlerden zevk almama, karamsarlık, ümitsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı (bazen artış ve kilo alma), uykusuzluk (bazen aşırı uyku hali), cinsel alanda isteksizlik ve etkinlikte azalma, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, yorgunluk, eskiye kıyasla daha sinirli ve tahammülsüz olma, değersizlik ve yetersizlik duyguları, geçmişte yapılan eylemlerden pişmanlık ve suçluluk duyma, ölüm düşünceleri, içe kapanma, sosyal hayattan kopma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

DEPRESYONUN TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaç tedavisi ve psikoterapilerden fayda görür. Kişinin mesleki, sosyal alanında önemli aksamalara neden olan, yoğun psikotik bulgular eşlik ediyorsa ve ölüm düşünceleri ortaya çıkmışsa hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gerekir. Depresyonun ilk atağında tedavi en az 4-6 ay arası sürdürülmelidir. Depresyon tekrarlama eğiliminde olan bir bozukluk olduğu için tedavi ve takipleri psikiyatri uzmanı tarafından yapılmalıdır.

DEPRESYON VE ÖZEL DURUMLAR

Çocuk ve Ergen: Depresyonun görünümü erişkinlerde görülenden farklıdır. Özellikle ergenlerde depresyon sosyal geri çekilme, agresif davranış, apati, uyku bozuklukları ve kilo kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca bedensel yakınmalar, benlik saygısı sorunları, başkaldırıcı tutumlar, okul başarısında bozulma ve risk taşıyan davranışlar sergileme gibi özellikler de görülebilmektedir. Özkıyım riski, ilişki problemleri, alkol-madde kullanımı gibi riskli durumların değerlendirilmesi önemlidir.

Yaşlılık Dönemi: Yaşlılık sınırı 60-65 yas olarak kabul edilmekte ve yaşlı grubu giderek artmaktadır. Depresyon yaşlılık döneminde sık görülen ruhsal bozukluklardan biridir Depresif belirtilerin yaşlılığın doğal sonucu olarak görülmesi, iştahsızlık, yorgunluk, uykusuzluk gibi depresif belirtilerin tıbbi hastalıklara yüklenmesi nedenleriyle tanısı zor olarak ya da gecikmeli olarak konabilir. Tanı konulamayan depresyonda tedavi edilmeden doğal gidişe bırakılmaktadır. Yaşlı bireyler bu duygularını belirtmekte zorlandıkları için tedavide geç kalınabilir. Depresif duygudurum, isteksizliğin yanı sıra kaygı, sinirlilik, huzursuzluk, çocuksu davranışlar inatçılık, sürekli yakınma sızlanma, aşırı talep edicilik gibi maskelenmiş görünümler olarak ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.

Hamilelik ya da Logusalık (postpartum) Depresyonu:

DEPRESYON KADINLARDA DAHA SIKLIKLA MI GÖRÜLÜR?

Buna, maalesef kesinlikle evet demek gerekiyor. Yapılan tüm tıbbi araştırmalar bunu böyle göstermektedir. Yaşam boyu sıklığı kadınlarda %10-25 arasında, erkeklerde ise %5-12 arasındadır. Yani 2 hasta kadına, 1 hasta erkek oranı olarak belirtebiliriz. Kadınlarda depresyonun daha sık görülmesi genetik ve üreme işlevleriyle ilgili özellikler, norotransmitter noroendokrin ve sirkadiyen sistemleri içeren beyin yapısı ve işlevleriyle ilgili farklılıklardan, toplumsal ve kültürel konum sorunlarından kaynaklanabilir.

DEPRESYON NE TÜR BELİRTİLER GÖSTERİR? NE TÜR ZARARLAR VEREBİLİR?

Öncelikle durumun kişisel boyutuna bakmadan iş gücü kaybı açısından ülkeye zararına bakmakta fayda var. Son yapılan araştırmalardan birini, depresyonun bir ülke gelirine ne tür zarar verdiği açısından paylaşmak isterim. ABD’de yapılan bir araştırmada, bu bozukluğun ulusal üretim maliyetine zararının yaklaşık 50 milyar dolar olduğunu göstermiştir. Bu ciddi bir rakamdır. Amerika’da, 1987-1997 arası özellikle yeni kuşak antidepresan ilaçların bulunmasının ardından, sadece depresyon vakalarında ayaktan tedavi olanların sayısında yüzde 30 artış görülmüştür. Bu durum ülkemiz için de benzer periyotlarda artmaktadır.

Depresyon bir belirtiler topluluğudur. Yani birçok belirti ile kendini gösterir. Belirtilerine gelince; depresyon yaşayan kişiler, en az 2 hafta boyunca devam eden moral bozuk luğu, sıkıntılı ve kederli çökkün duygudurumdan yakınırlar. Karamsarlık, olumsuz düşünceler mevcuttur. Bu duygular hep aynı yoğunlukta yaşanmaz, dalgalanmalar gösterebilirler. Ciddi durumlarda özellikle sabahları kötüleşme akşama doğru daha iyi hissetme yaşanabilir. Bu belirtilerin yanı sıra istek kaybı, eski yaptığı işlerden zevk almama, enerji kaybı içindedir. Kendine güveni azalmıştır, dikkat ve konsantrasyonda güçlük çekerler, unutkandır, karar almakta zorluk çekerler, uyku ve iştahları değişkenlik gösterir, cinsel açıdan da isteksizdir. Etrafındaki insanlara kolay sinirlenir ve tahammülsüzlük gösterirler. Şayet bu kişiler çalışıyor ise işe gitmekte, verimliliklerinde ve işe konsantre olmakta zorluk yaşarlar.

Bu durumun depresyon olarak adlandırılabilmesi için bu duygudurum değişikliklerinin ve belirtilerinin en az 15 gün süre ile yaşanması gerekir. Bu sebeple, depresyona giren kişilerin aile, sosyal ve iş yaşamı bozuluyor, verimsiz ve sorunlu hale gelebiliyor. Kısaca hayatının her alanı keyif almaz bir boyuta ulaşıyor.

Tabii en kötü durum da, bu tür kişilerde zamanla ölüm düşüncesinin ve intihar girişimlerinin ortaya çıkabilme ihtimalidir. Ölüm fikirlerinin bazıları düşünce düzeyinde kalır ken, çoğunluğu da ciddi intihar girişimlerine dönüşebilir. Depresyonda en önemli ölüm nedeni intihardır .

Genel olarak intihar vakalarının nedenleri incelendiğinde depresif bozukluktan kaynaklanan durumlar büyük bir kısmı teşkil etmektedir. Depresyon nedeniyle yatan hastalarda bunun eyleme dönüşme olasılığı daha sıklıkla görülür. Yapılan araştırmalar bize, hastaneye yatan depresif kişilerin yaklaşık % 10-15 bu yolla hayatına son verdiğini göstermektedir.

Bu sebeple, depresyon ciddi bir bozukluktur ve ancak uzman bir psikiyatrist desteği ile tedavisi de mümkündür diyebiliriz.

NEDEN DEPRESYON ORTAYA ÇIKAR?

Bunun birçok nedeni var. Yapılan araştırmalar bunu kısaca 3 ana başlık altında incelenebilir

1. Genetik etkenler
2. Biyolojik etkenler
3. Psikososyal etkenler

1-Genetik etkenler: Özellikle ailesinde duygusal bir rahatsızlık olan kişilerin, bu ailesinde böyle bir rahatsızlık yaşamayan kişilere oranla depresyona yakalanma olasılığında, 2-3 kat daha fazla görülebiliyor. Yani depresyonda genetik bir geçişten söz etmek mümkün. Bu konuda bazı kromozonlar suçlanmaktadır ama bu konudaki laboratuar araştırmaları sürmekte olup, henüz nedeni net olarak ortaya konulamamıştır.

2-Biyolojik neden olarak da serotonin, noradranalin ve dopamin gibi maddelerin oranında oluşabilen değişimler, bazı depresif durumlara neden olabiliyor diyebiliriz. Hormonları da nedenler arasında gösteren çalışmalar mevcuttur. Stress, tiroid ve büyüme hormonları, özellikle kadınlarda; östrojen, progestron, prolaktin gibi hormon değişimleri nedenler arasında gösterilmiştir. Örneğin tiroid bezinin az çalıştığı hipotiroidi hastalığında depresyona çok sıklıkla rastlanabiliyor.

3-Psikososyal boyutunda ise özgüven eksikliği yada takıntılı kişilik özellikleri, erken yaşta geçirilen travmatik olaylar, 11 yaşından önce anne-babasını kaybı, eş kaybı, maddi sorunlar–işsizlik, göç, düşük eğitim düzeyi, bekar ya da boşanmış olmak yakın ilişki azlığı, bedensel ve kronik hastalıklar depresyona zemin hazırlayabilir

KIŞ DEPRESYONU NEDİR? NASIL OLUŞUR?

Biz psikiyatristler bu durumu, mevsimsel duygu durum bozukluğu olarak da adlandırmaktayız. Bu tür bir teşhisin konuşabilmesi için bu sıkıntının en az 2 yıl üst üste geçirilmesi gerekiyor. Sonbahar ve kış aylarında başlar, ilkbahar ve yaz aylarında düzelme gösterir.

Bu depresyonu tetikleyen başka bir neden yoktur. Sadece mevsim kişinin duygudurumunu etkiler. Yapılan araştırmalar bize günlük ışık süresinin 10 saatin altında olmasının büyük rolü olduğunu göstermektedir. İnsan beynındeki pineal bezden melatonin adlı bir madde salgılanmaktadır, salgılanması karanlığa bağlıdır. Gündüz kan melatonin düzeyimizin düşük olması, gece yüksek olması yani bir ritm içinde olması gerekir. Melatonin enerji düzeyimizi, reflekslerimizi, uyku döngümüzü, kilomuz ve iştahımızı etkilemektedir.

Işık düzeyinin azalması melatonin salgılanma ritminde bozulmaya yol açabilir. Melatonin depresyon etkenlerinden biri olan serotonınle etkileşim içindedir. Bu etkileşimdeki değişimler de neden olarak gösterilmektedir.

KIŞ DEPRESYONUNUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kişide; moral bozukluğu, motivasyon ve enerji azlığı, aşırı yorgunluk ve uykuya düşkünlük hali oluşur. Kişi saatlerce uyuduğu halde, kendini hala yorgun olarak hisseder. Kişi yemeğe ve özellikle karbonitratlara aşırı istek duyar ve oldukça fazla yiyip kilo alır. Kadınlarda görülme sıklığı fazladır.

KIŞ DEPRESYONUNUN TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Biraz önce söz ettiğimiz gibi bu tür depresyona giren kişilerde ışık eksikliği tıbbi bir neden olarak tespit edildiğinden dolayı tedavi yöntemleri içinde parlak ışık teda visinden oldukça iyi sonuçlar alması mümkündür. Bu konuda, yurtdışında başarılı çalışmalar yapılmakta ancak ülkemizde yaygın kullanılan bir yöntem değildir. Bu tip depresyon da bir diğer tedavi seçeneği ise antidepresan ilaçlardır.

Bu tür depresyona giren kişiler, uzman bir psikiyatriste başvurmalıdırlar. Tedavi sırasında, kişilerin gün ışığından daha çok faydalanabilecekleri ortamlar tavsiye edilmektedir. Dış ortamlarda yapılan; spor ve uzun yürüyüş programları, özgüveni artırmaya yönelik hobi ve sosyal aktiviter de tedaviye destek olacaktır .

DEPRESYONA EĞİLİMLİ KİŞİLERİN YAKINLARINA NE ÖNERİRSİNİZ?

Depresyondaki kişilerin özelliklerini sayarken özellikle karar vermekte güçlük ve isteksizlikten söz ettik. Bu sebeple, bu tür kişiler hasta olduklarını kabul etmeyecek ve hekime gitmekte de isteksizlik yaşayacaktır. Önemli olan bu kişiye yakın olanların; aile, eş ya da yakın arkadaş gibi kişilerin durumu tespit edip ilgili kişiye uzman bir psikiyatriste yönlendirmesidir.

 

Soru Sormak İstiyorum

Psikologlara soracağınız tüm sorular cevap garantili ve ücretsizdir.

//]]>