İçinde yaşadığımız toplumda kent hayatının getirdiği ekonomik sorunlar, işsizlik, şiddetli rekabet, ilişki sorunları strese yol açmaktadır. Yaşanan yoğun stres, insanların ruhsal ve biyolojik düzenini bozarak tahammülsüzlük, çaresizlik, ümitsizlik, isteksizlik, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, uyku ve iştahta değişiklikler, sinirlilik, yaygın vücut ağrıları, baş ağrısı gibi belirtilere yol açabilmektedir. Kısaca, stres psikiyatrik hastalıkların oluşumuna zemin hazırlar. Bu ilişkiyi birçok bilimsel çalışma ile de desteklenmektedir.
Peki bu belirtiler ne zaman sorun oluşturmaya başlar ve ne zaman hastalık adını alır? Strese bağlı ortaya çıkan belirtiler, çağımızın en sık görülen sorunlarından biri olan depresyondaki belirtilerle hemen hemen aynıdır. İsteksizlik, tahammülsüzlük, zevk almama, konsantrsayon güçlüğü, yorgunluk, sinirlilik, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler 15 günden daha fazla sürüyorsa, hemen her gün ortaya çıkıp kişinin iş hayatını, aile ve sosyal hayatını olumsuz etkilemeye başlamışsa artık depresyon adını alır ve kesinlikle tedavi edilmesi gerekir.
Depresyon en sık görülen sağlık sorunlarından biridir ve önemli ölçüde iş gücü kaybına neden olmaktadır. Depresyonun nedenlerinden birini de stres oluşturmaktadır. Gerek stresle baş etme yöntemlerini geliştirmek, gerekse ortaya çıkabilecek depresyonun aşılmasında psikiyatrik destek ve tedaviler bireylere yardımcı olmaktadır. Stresten ve yol açtığı sorunlardan en az şekilde zararla çıkmak, huzurlu ve mutlu insanlar haline gelmek doyumlu bir yaşamın vazgeçilmez anahtarıdır, unutulmamalıdır ki ancak sağlıklı bireyler sağlıklı toplumları oluşturabilir.
Herkese stresten uzak, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum...

